
Genel olarak böyle tanımlar yapmak hiç tarzım olmasada şu aciz bloga gelen bir iki kişi google dan "hebeleme nedir" yada "hebeleme" kelimelerinin türlü kombinasyonlarından gelmekte.Bence şunca yavrucağa acıdığımdan açıklayayım dedim.Nedir arkadaşım hebeleme?
Hebeleme: Genel olarak doğuda Çin Halk Cumhuriyeti,Batı tarafından gidersek gene çin halk cumhuriyeti sınırlarında yaşayan yerli bir halk demek isterdim ama olmayan bir halka isim vermem zor tabii ki...Evet hebeleme bu değil...Çok daha basit bir şey hebelemek...Hani bir ırmak kıyısına pikniğe gider ya insanlar ırmak gürül gürül akar arap kızı da camdan bakar belki bir gün de yağmur yağar yaşasın 19 mayıs !!! Gibisinden bişey de değil...Söylediğiniz Küfürlerin artıyor olması ne hoş resmen beni kamçılıyor...( CISSS AYIP O DEDİKLERİN AĞZINIZA ACI BİBER SÜRERİMMM) tamam söylüyorum daha fazla canınızı sıkmayayım...
Yolda güzel bir kız gördüğünüzde ( erkekler ve lezbiyenler için geçerli bu) ağzınız kıçınıza kaçar ya işte odur hebelemek...Konuşmak ister ama ağzınız kıçınıza kaçtıgından konuşamazsınız ya işte budur hebelemek...Kadınlar için ise mango,zara vs. gibi yerlerde yeni bir elbise gördüğünüzde verdiğiniz tepkidir...yeni bir ayakkabı bir parfüm vs. gördüğünüzde vermeye çalıştıgınız ama veremediğiniz sessiz tepkidir...hebe hebee hebeleee diye kalırsınız ya işte BU HEBELEMEDİR ULANNNN....VAYYY BEEE.... gbiisinden örnekleri de vardır...
Etiketler: hebeleme, hebelemek, hebelemek ne demektir, hebelemek nedir?

just a stranger on the bus!
yüceler yücesi insanoğlu gün geliyor hamamböceği kadar bile iyi bir hayata sahip olamıyor... ondan daha beter eziliyor,parçalanıyor...Ama büyüklerin dediği gibi galiba; büyük adamların sorunları da büyük olur.Yani insanoğlu olmanın verdiği ağırlık çektiğin acının bir hamamböceginden büyük olmasını gerektiriyor. Karşındakini küçümsemek için kullandığın hamamböceği işte senden daha iyi durumda! haline acıyor ve sana kıçıyla gülüyor şimdi!Buna da bir sözün var mı insanoğlu?Bu aciziyetini tanımlayabiliyor musun ? Yoksa her zaman oldugu gibi işi pişkinliğe mi vuruyorsun?Sen kendini ne sanıyorsun ki karşındaki hemcinsini küçümsüyorsun? kendi kendini karşındakinin sünepeliğiyle tatmin ediyorsun. Kendini büyük görme insanoğlunun en büyük aciziyeti galiba karşındakini sindirip kendini birşey sanma ahh allahımmmm ...Muhtemelen yaratıcının yapmış oldugu en büyük hata da bizleri yaratmak ve burada birçok sorunsal açığa çıkıyor...Madem yaratıcı herşeyi biliyor yani insanoğlunun ne mal oldugunu biliyor neden bir dizi sınav amaçlı dünya yaratılıp oraya gönderiliyor insanoğlu insan...zaten sonucu biliyorsa herkes yoldan çıkacak ve dünyanın sonu gelecek deniliyor...Yani bu onceden belirtilmiş...O zaman insanoğlunun seçme şansı ne olacak???yani diyelim ki bütün insanlar kendileri gibi olmayı redde
dip, İyi birer kul olmayı ve itaat etmeyi seçti...Dünyada sürekli barış ve tam anlamıyla müthiş bir ahenk söz konusu...Dünyanın sonu gelmesi için öngörülen tek bir inanan kalmaması ve dünyanın savaş küresel ısınma,cart curt ile yok olmaya terk edilecek olması direk eleniyor diyelim...O zaman ne olacak?AAA BİR dk ...böyle bir şey söz konusu olamaz cünkü onceden bunlar yazıldı.İNSANOĞLU SAPKINLIĞININ DORUĞUNA ÇIKACAK VE HERŞEY YOK OLACAK...yani insanoğlunun bütün kötü ozelliklerini kullanacagını yaratıcı söylüyor...peki bunu bile bile neden dünya yaratılıyor? İnsana seçme sansı ve sınav için gonderildiğinin onemi bu noktada kalıyor mu?Zaten önceden kötü sonuçla bitecek bir dünyada yaşıyoruz...bu kötü dünyaya iyi birşeyler katmak için yani bu iyiliklerin en sonunda bir boka yaramayacagı dünyaya...Bir kitabı okumadan nasıl bitecegini bilmek gibi...pislik bir arkadaşın izlemek istediginiz bir filmin sonunu anlatması gibi...
Güzel evlerimiz vardı bizim.Uçsuz bucaksız bir deniz kıyısında,gökyüzüne dokunabilirken mavi-turkua
z denizi kucaklayabileceğiniz bir ev. Kimimizinki sanki bütün dünyayı ayağınızın altına almışsınız hissini veren bir dağ tepesindeydi. Kimimizinki de bir orman ortasında hergün yeni bir canlıya merhaba diyerek doğayla bütünleşmenize olanak sağlayan bir ev .Kuytularımız vardı kendimizi gizlediğimiz,kimselere göstermek istemediğimiz yanlarımızı saklayabileceğimiz.
-------Buraya kadar herşey ne güzel değil mi?AMA bu veteran tarzına uymayan hatta veteran için hiçbir manası olmayan bir paragraf!Peki şimdi devamını yazalım bakalım:P-----
Kuytularımız zaman zaman annelerimizin babalarımızın sahip olmamıza karşı çıktığı şeyleri sakladığımız yerlerdi.Bunlara örnek olarak; evdeki şekerleme fazlalıkları,ilginç icatlarımız,sapanlar,sigaralar,çakmaklar ve daha nice aklıma şu anda gelip de yazmaya üşendiğim şeylerle doluydu.
Dağ tepesinde oturmak ise gerçekten bir işkence olsa gerek; Metrocity yok!Kanyon yok!midpoint,reina,sortie vs. yok! Zara,bershka,tommi hilfiger vs. YOK! STARBUCKS,GLORİA JEAN'S YOK!yok oğlu yok!!! Manyak mıyım ulan dağ yam
acında evim olsun...Peki ya ormana ne demeli?benim bildigim tek orman PARKORMAN arkadaş! Belgrad ormanına bile gitmem ayı mıyım ulan ben? pehhh...Deniz kıyısının elle tutulur tek yanı bu denizin marmara denizi olabileceği ve evin de boğazlardaki yalılardan biri olabileceğidir...Başka türlü fiyakam bozulur, yaklaşık bir ömür kendime gelemem ve de eğer reenkarnasyon yoksa boku yedim demektir.Aynı zamanda öbür tarafa gittiğimde tüm spiritüalistlerin anasını avradı ve 7 sülalesi hakkında pek iyi düşünmüyor olacağım da bir ayrıntı konusudur...Diğer bir ayrıntı konusu ise öbür tarafa gitmişken küfre devam ettiğim için cehennemden çıkış umudunu tamamen yitirmemdir...Bugunlük de kıssa dan hisse verdim alın tepe tepe kullanın!!!Anlayana davul zurna az gelir,anlayamanda boku yer geğirir...Saygılarımla...
Etiketler: bershka, dağın tepesinde ev, midpoint, parkorman, reenkarnasyon, reina, sortie, spiritüalist, starbucks, zara
Google'da beni nasıl bulmuşlar bakın hele!(09-02-2009)
Gönderen veteran zaman: 2/09/2009 12:00:00 ÖS
Google analytics e bakarken Dün bloguma google aramasıyla gelmiş olan 3 kişiyi görünce hıçkırıklara boğuldum.Muhtemelen akşam yemeğini gene çok kaçırmışım. Yani 2 kişinin gelmesinden dolayı gözyaşlarına boğulmadım anlayacağınız(uff hep böyle ya karşımdaki bu dediklerimi anlamazsa diye bu şekilde açıklamalar yapma zorunluluğu hissediyorum kendimde:S ), hem Benim naçizane bloguma gelmeyip de elalemin antrifostik bloglarına mı gidedursun güzel yurdum insanları?
Bunun yanında aranılan kelimeler gerçekten çok ilginç:) İşte o Kelimeler;
| 1. | ||||||
| 2. | ||||||
| 3. |
Madem insanlar bu kelimeleri aramışlar ve beni tercih etmişler o zaman
bende onlar için görevimi yerine getireceğim!:Pİlk önce adriana lima ile ilgili minik bilgiler sıralayacagım buraya!
Adriana Lima (tam adı: Adriana Francssesca Lima) (d. 12 Haziran 1981, Bahia, Brezilya) Brezilyalı süpermodeldir.Victoria's Secret için çalışmalarıyla tanınır.
Adriana Lima, 1981 doğumlu Brezilya’lı süper model. Mavi-gri, gözleri, siyah saçları ve düzgün vücuduyla dünyanın en seksi kadınları arasında gösterilen Lima, en çok Victoria’s Secret’la olan çalışmalarıyla tanınıyor.
Adriana Francesca Lima, 12 Haziran 1981’de Brezilya’da Salvador, Bahia’da düşük gelirli ve dindar bir ailede dünyaya geldi. 13 yaşında, yerel bir mağazada alışveriş yaparken keşfedilen Amerikan yerlisi, Afrika, Brezilya ve İsviçre kökenli Lima, 15 yaşındayken Ford Supermodel of Brazil Model Search yarışmasında 1. seçildi. 1996’da yapılan Ford Supermodel of the World Contest’de ise 2. oldu.
Daha fazla kişisel bilgi için; http://tr.wikipedia.org/wiki/Adriana_Lima yı ziyaret ediniz
Bunun yanında araştırdığım kadarı ile bu güzel kızımızın hiçbir gıdımında estetik yoktur!Ona aşık olmak için bir neden daha size:D
Ve Türk erkeklerinin gerçektenden önem verdiği ince bir ayrıntı ;
2003 yılında Lenny Kravitz ile nişanlanan Lima; 2003 yılında Beyzbol oyuncusu Derek Jeter ile çıkmaya başlayarak ilişkisini sonlandırır. 2006 Nisan’ında koyu bir katolik olduğunu söyleyen Lima; bakire olduğunu ve cinselliğin evlilik sonrasında yaşanması gerektiğini iddia eder.
Ahanda buda resmi sitesi olacak amma velakin nasıl bir çalışma içerisindeler bilemiyorum ki hala ortada bir site yok ; http://adrianalima.com/
Bir kaç tane de resim ekleyeyim dedim ama baktıkça bakasım geldi bir sürü bir sürüüüüüü bir sürüüüüüüüü eklemek istedim!!!TAM BOY GÖRÜNTÜ İÇİN RESİMLERİN ÜZERLERİNE TIKLAYIN !
Bugun de bişeyler yazsam mı diye düşün eylemi gerçekleştirirken birden bire aklıma kimselerin bilemeyeceği bir soru geldi ?Aslında sorunun gelmesiyle gitmesi bir oldu.Yani anlayacağınız şu anda bende en az sizin kadar bu soruyu merak etmekteyim.Belki de öyle bir soru aklıma felan gelmedi."yaşasın aklıma bişey geldiii" diye kendimi avutmak amaçlı böyle bir şey kurgulamış da olabilirim.Vallahi artık ben bile bilemiyorum ne zaman ne yaptıgımı , günü geliyor bir elimle burnumu karıştıyor öbür elimle dişlerimi fırçalıyorum.Neden böyle tutarsızlıklar içerisindeyim bir fikrim yok...Mesela burun karıştırıp "hap" yaparken aynı anda çok çok önemli bir eylem olan günde en az 3 kere ipana ile diş fırçalama durumunu gerçekliyorum.Bu ne lahana ile yapılan kapuskaya ,ne de patlıcan ile yapılan karnıyarığa benziyor.Normal olarak bunlara benzemiyor tabii ki o kadar da gerizekalı değilim elhamdüllillah.Ama isterseniz uğraşır o benzemeyenleri birbirine benzetirim!!BUNU YEMİN EDİYORUM Kİ YAPARIM!!!
Bunun yanında b
enim herkes gibi büyüyünce doktor olacağım,pezevenk olacağım gibi büyük hayallerim yok o konuda daha tutarlıyım,büyüyünce kabataş-zeytinburnu tramway' ı olmak istiyorum.Eğer ona puanım yetmezse taksim-bakırköy yada taksimden kalkan herhangi bir dolmuş olmak isterim(Dikkatinizi çekerim dolmuş şöförü değil! Dolmuşun kendisi olmak istiyorum).Yollar kardeşim tramway hatları can yoldaşım olsun istiyorum.Yeri geldi
ğinde nostaljik adavapuru da olurum arkadaş!dumanımı kalkarkan tüttürür yeni modellere havamı basarım!Ben nostaljiğim bana daha çok biniyorlar der 2. havamı da atarım.(Bu "biniyorlar" kelimesi de gene gereksiz birşey oldu farkındayım...Ama ilgiyi ne yazık ki hep bu konu üzerinden sağlayabiliyoruz...ekmek parası işte).
Ansızın kafam da bambaşka bişey çakıveriyor ve Cassio lincoln' un dün akşam yemiş olduğu sarı kartlara yöneliyo
rum...Uzanıyorum o kartlara yapmaaaaaa hocam diyorum ama selçuk dereli çoktan elini cebinden çıkarmış lincoln'e seç bakalım sarı mı kırmızı mı diyor?Bu yaptıgının ne kadar yanlış oldugunun farkında değil selçuk dereli çünkü lincoln galatasaraylı ve takımın renkleri sarı kırmızı...Bu bakımdan bu renkler arasında bir seçim yapsa ŞANLI GALATASARAY TARAFTARI aynı anda hem en çok sevdigi hem de en çok nefret ettiği adam lincoln'e ne der!!! Çok ŞÜKÜR kimsenin bişey demesine fırsat kalmadan devreye Büyük üstad dereli giriyor ve orta yolu buluyor!İlk önce sarı sonra kırmızıyı çıkartıyorrr. Yaniii eski açık sarııııııııı derken sarıyı , kapalı kırmızııııııı derken kırmızıyı çıkartı veriyor selçuk dereli ve olaydan sıyrılıyor...Ben kartları taraftara göre çıkarttım diyor...İşte burada işler sarpa sarıyor ve Lincoln atıldığıyla kalıyor....-SON-FİN-
Etiketler: burun karıştırma, cassio lincoln, galatasaray, hap yapma, ipana, selçuk dereli

Şu blogun tasarımını bitiremediğimden dolayı yada bitirmediğimden dolayı veyahut uğraşmaya üşendiğimden dolayı- galiba en doğrusu bu oldu- kendimi heder ettim.Ulan heder etsen bir boka benzerdi bari diyorsunuz farkındayım! ama kendinize gelmenizi tavsiye ederim bu blogun neresinden ne çıkağı belli olmaz...Zaman zaman muhteşem aşkların filizlendiği,dünyanın kurtarıldığı,insanların kendini tam bir göt gibi hissetiği,günü geldiğinde inanılmaz dedikoduların da döndüğü yerdir burası,belki alt komşunuz nihal hanım ile karşı komşunuz hüseyin dayının yada hüseyin karadayının ( ince espri dumur suratlar) birlikte oldugundan haberiniz yok! Ama bizim var kardeşim bizimmmmm varr!!yaptıkları aktivitelerden bahsetmiyoruz çünkü özel hayatın gizliliği konusunda çok ama çok saygılıyız karşımızdakilere...Hem bize ne ki hüseyin dayının nihal hanıma ne yaptıgından?Birgün olsun hüseyin dayı sizin halinizi hatrınızı sordu mu ki?yolda görse kafasını anneannesinin büyük ninesinin hayalatini görmüş gibi yapmıyor mu?yada... nihal hanım hüseyin dayıya türlü türlü muamele yapıyorsa bizeeeee ne??Dimi???Amaa öyle değil işte bize çok şey ifade ediyor bunlar ÇÜNKÜ BİZ TÜRKÜZ! yedi cihanda tarih yazmış bir milletiz bizz!!O yüzden birçok şeyde söz sahibi olmamız icab eder ki zaten öyleyiz ...Kalıtsal özelliklerimiz bir gıdım değişmemiş yani bir türlü hunların vs. nin üzerinden evrimleşememiş durumdayız neden böyleyiz bir anlam veremiyorum normal olarak .Türk insanı göçebedir !gittiği yerler onundur ve gittiği yerin halkı ona göre turisttir bu çok nettir geçen sene üniversitemizin nadide bir öğrencisi en basit şekliyle "TÜRKÇE" dersinde böyle bir hikaye anlatmıştı şimdi o geldi aklıma bari onu da yazayım ... Yazıyorum dikkat edin, yazıyorummmmm, yazzzdımmm.
Hikaye ikinoktaüstüste
Belçikada bir türk dönercisinde döner ustası olarak çalışan G.T. (bunu göt anlamında yazmadım lütfen öyle manalı bakışlar atmayın!) 15 senedir belçikada dönerci oldugundan ve bir kelime bile yabancı kelime öğrenmediğinden gayet mutludur hatta kendisiyle şu şekilde gurur duymaktadır: "ULAN 15 SENEDİR BELÇİKADAYIM BİR KELİME FRANSIZCA ÖĞRENMEDİM A.K.(bu sefer o iki nadide sözü kastederek ak dedim.Manalı bakış atabilirsiniz.)".Laf aramızda bu dönercinin olduğu yer Gurbetçilerin çok yoğun oldugu bir bölgede bir nevi türk mahallesindeki bir dönerciymiş.Bir gün bir Belçikalı adam gelmiş Döner ustası G.T'e fransızca birşeyler söylemiş bizim G.T de bir şey anlamamış gururlanarak:P İçeri koşmuş patrona demiş ki artık patronun adı neyse işte biz ona da B.K diyelim,B.K abi koş koş "TURİST"geldi birşeyler diyor anlamıyorum.İŞTEEEEEEE hikayemiz böyle...Yani bizim Türk nereye gitse orası TÜRKİYE kardeşim...Bizim dışımızdaki herkesde bize göre Turist...Bu hikayeyi neden anlattım yada bu yazının başlığı neden hey gidi rüstem dayı diye bende merak ediyorum ama bir önemi olmadığı hususunda kendimle hemfikirim.Bu bağlamda Diğer düşünenlere ve aynı fikirde olmayanlara halt yemek düşer.Gene ince bir not; Halt demek bok demektir.Halt etmek-bok etmek,iyi halt ettin,iyi bok yedin anlamındadır hep...Ahhhh ahhh bu şarkıların gözü kör olsun ...
Etiketler: belçikalı gurbetçi, rüstem dayı, turist ömer, türk dönercisi, türkiye
Akşamın ilerleyen saatlerinde bütün herkes bu habere kilitlendi.Bütün haber siteleri erdoğan perez'e rest çekti , dünyayı yıktı geçti ,uçtu kaçtı gibi dillere destan haberlerine başlamış durumda.Yarın da gazetelerde erdoğan,davos,kasımpaşa,perez, sözcüklerinin envayi çeşit türevini göreceksiniz.Bende bir vatan evladı olarak,her ne demekse vatan evladı yani benim annem vatan mı ? o zaman babam kim gibi sorular sormam mı ben? Sorarım... Ama şimdi sormayacağım bu sefer ciddi bişeyler konuşmaktayım.
Sn.Başbakanımız tamda israili illetinden bahsederken sürekli olarak prime minister,prime minister gibi Erdoğanı ilgilendirmeyen bir kelime ile sözü kesilince koyverdi lafları.Neler mi söyledi?Neler söylemedi ki... vay senin ananı avradını,kör olmayasıca perez şurda iki tur at da sana hediye olarak verelim çerez gibi ağıza alınmayacak sözler etmedi,Halbuki edebilirdi çünkü o birrrrrrrrr DELİKANLI,o birrrrrrr ELİMAŞALIIIII(allahtan elinde maşa yoktu davosta),O birrrrrr KASIMPAŞALIIIIIIII, amaaaa bunu yapmadı! Oturduğu koltuktan telefon ahizesinin telefon kasasından ayrılması gibi ağır ağır yada hızlı hızlı ayrıldı oradan ve DAVOS'A bir daha gelmeyeceğini ve davosla artık iyi bir arkadaş olmayacaklarını söyledi.Halbuki davosun bir suçu yoktu bunda.Davos masum bir ceylan gibi sekerek erdoğan'ın peşine düştü..ooooo hayırrrrrr artık çok geçti Erdoğan bir Kasımpaşalı kararlılığını göstererek çoktannn yerinden kalkmış salonu terk-i diyar etmişti.
Neyse işte olay bu şekilde gerçekleşmişti,fakat medyaya farklı şekillerde yansımış olabilir...Ama tabii ki bizler onlara kulak asmıyoruz...Yaa öyle işte

Bir süredir blogcu.com dan aldıgım bloglarımla uğraşmaktaydım.Blogger a bir türlü alışamamam YADA blogger ın html kod kısmındaki katılığı beni buradan soğutmuş gibiydi ama bloggerla daha çok kişiye ulaşma şansı vardı... eski arçelik buzdolaplarının kapısı gibi hissediyordum kendimi yada herhangi bir buzdolabı kapağı gibi bizimkisi arçelikti belki ondan etkilenip marka reklamı yaptım.Buzdolabı kapısı gibi hissetmenin nasıl oldugunu anlayamacak olanlar çıkacak elbette ki ...Şimcik buzdolabı kapağı içeriden soğuğu dışarıdan sıcağı bütün ömrü boyunca yer durur.Onların da kendine göre hayat tarzları var kim istemez ki sürekli sıcak ekvatora yakın yerlerde olmayı ...Ama buzdolabı kapağı yerini bilir efendisini tanır ki o da buzdolabının kendisidir...Her ne kadar kapaksız bir buzdolabı capo verde de tatil yapan bir pengueni andırsada,buzdolabının kapağı da efendisi olmadan yapamayacağını bilir.Kapak Efendisinin kalbine ulaşımın tek yoludur.Evdeki insanlar yada buzdolabının bulunduğu çevredeki insanlar buzdolabının kalbine inmek için kapağı kullanmak zorundadırlar.Kapak buna üzülmez kendini kullanılmış gibi hissetmez çünkü görevinin amacını bilir.İnsanları doyurmak!Bu yüce amaca hizmet etmek ise gerçekten mutluluk vericidir.Neyse ben bu kadar derin hissetmiyorum tabii ki:d sadece sıcak ve soğuk arasında seçim yapamadığımı hangisi bırakmalıyım birini seçmeliyim derken buzdolabı kapağı gibi durumumu kabullenişimi tasvir etmek istemiştim.
Etiketler: blogcu, blogger, buzdolabı, buzdolabı kapağı, ilk buzdolabı

İlk yazımıza vakti zamanında çekilmiş eski Reis-i Cumhurlarımızdan Süleyman Demirel adına bahtsız bir fotoğrafla başlıyoruz.
Günümüz Türkiyesi'nde de bize verdikleri hep 'nah' çıktı vari şeyler ne yazık ki. Ama adamlar ne yapsın verebileceklerinin en iyisi bu...ASGARİ ÜCRET'in yetersizliği bir kenara,asgari ücret bile kendi arasında bir ayrımcılığa gitmiş durumda. 16 yaşından büyükler için brüt 666 tl olan asgari ücret,16 yaşından küçükler için 567 TL . Bu aradaki 99Tl'lik fark 16 yaşıdan küçük diye çocuğu eziyor mu devlet baba acaaba sorunsalını ortaya çıkartıyor? Küçük emrah da 16 yaşından kücüktü küçüklüğünde...Şimdi büyüdü büyük emrah oldu o ayrı...Onun yanında küçük ceylan felan vardı eciş büçüş bir ufaklıkken şimdi o da büyüdü estetikler vs. sonucu adriana lima ya taş çıkartacak bir bacımız oldu.Yani bu küçükler 16 yaşından büyüklerden daha çok şey yapmadı mı vakti zamanında...Peki 15,5 tan 16(vakti zamanında 4,5 'Tan 5 alırdık hep) yaşında olanlar ,devlete göre 16 mı 15 yaşında mı sayılıyor...aradaki fark 99 TL/ay az para mı? Senede 1200 liradan 12 lira daha az eder bu miktar.Bazılarımızın aylık tuvalet kağıdı parasıdır bu para,kimimizin 30 sn(türk erkekleri için) yada 3-5 dk için verdigi paradır 1200lira ,kime verdiği mi ? Tabii ki Hergün gazetelerde gördüğümüz saygıdeğer manken kardeşlerimize yada piyasası yüksek olan hayatlarının kadınlarına...Neyse konu saptırdık içine ettik.Amacımız bize verdiklerinin en iyisi nediri tartışmadıktı ama gene duramadık...Evet amacımız amaçsızlığımızı daha da ileriye götürmek zaman buldukça saçmalayıp duracağız hiçbiryere varamayağız...Gönlümüzü eğlendirip hayatın içine sıçağız...Evet buna Şappilife diyoruz ...İsteyenler birşey demeyebilir...O zaman tarayıcınızın sağ üstündeki çarpı işaretine doğru mumlarınızı diktirip gidebilir, yada o mumların üzerine oturup oturup kalkabilirsiniz...Haydiiiiii sieeee lan...
Etiketler: asgari ücret, küçük ceylan, küçük emrah, necmi, süleyman demirel, veteran, zırvalıklar







