
Bir süredir blogcu.com dan aldıgım bloglarımla uğraşmaktaydım.Blogger a bir türlü alışamamam YADA blogger ın html kod kısmındaki katılığı beni buradan soğutmuş gibiydi ama bloggerla daha çok kişiye ulaşma şansı vardı... eski arçelik buzdolaplarının kapısı gibi hissediyordum kendimi yada herhangi bir buzdolabı kapağı gibi bizimkisi arçelikti belki ondan etkilenip marka reklamı yaptım.Buzdolabı kapısı gibi hissetmenin nasıl oldugunu anlayamacak olanlar çıkacak elbette ki ...Şimcik buzdolabı kapağı içeriden soğuğu dışarıdan sıcağı bütün ömrü boyunca yer durur.Onların da kendine göre hayat tarzları var kim istemez ki sürekli sıcak ekvatora yakın yerlerde olmayı ...Ama buzdolabı kapağı yerini bilir efendisini tanır ki o da buzdolabının kendisidir...Her ne kadar kapaksız bir buzdolabı capo verde de tatil yapan bir pengueni andırsada,buzdolabının kapağı da efendisi olmadan yapamayacağını bilir.Kapak Efendisinin kalbine ulaşımın tek yoludur.Evdeki insanlar yada buzdolabının bulunduğu çevredeki insanlar buzdolabının kalbine inmek için kapağı kullanmak zorundadırlar.Kapak buna üzülmez kendini kullanılmış gibi hissetmez çünkü görevinin amacını bilir.İnsanları doyurmak!Bu yüce amaca hizmet etmek ise gerçekten mutluluk vericidir.Neyse ben bu kadar derin hissetmiyorum tabii ki:d sadece sıcak ve soğuk arasında seçim yapamadığımı hangisi bırakmalıyım birini seçmeliyim derken buzdolabı kapağı gibi durumumu kabullenişimi tasvir etmek istemiştim.
Etiketler: blogcu, blogger, buzdolabı, buzdolabı kapağı, ilk buzdolabı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 yorum:
Yorum Gönder
Ne diyorsan cabuk soyle isim var !!! hadi!